Anasayfa » Gülcihan EROL » Gülcihan Erol Yazdı…KURBAĞA
Gülcihan EROL

Gülcihan Erol Yazdı…KURBAĞA

Ülke ve Bodrum’da gündem çok sıcak. Hava sıcaklığı bu koşullarda neredeyse vız gelecek demek isterdim ama olmuyor. Karmakarışık ters yüz bir yaşam. Saatlerce Allah ne verdiyse izlediğim filimler. Sonunda abuk sabuk mitolojik bir filmdeki bir replik herhalde son damla oldu ve yazmalarım geri geldi. Yerel internet gazetelerine köşe yazanların önceliğinin yerel sorunlar, çözümler, çözümsüzlükler

olduğunu düşünenlerdenim. Onca TV kanalı, gazeteler, bloglar ve dahi onca yorumcu arasında yerelde, Türkiye üzerine yazmak bana pek anlamlı gelmiyor. Tabii yerelden evrensele geçmemek mümkün değil. Ama o kadar. Bodrum’u yazmaya, aşını işini doğayı pazarlayarak kazanan bu yerde deniz için, kara için, insan dahil tüm canlılar için, ahlaklı bir duruş oluşmasına katkı için Çevre ve Ekoloji yazmaya devam.

Evettt, uzun bir girişten sonra yazma isteğimi canlandıran repliğe geldi sıra. Şöyle bir şeydi sanırım “Bilgi sahibi olmak her zaman iyi bir şey değildir, bazen bilgi insanın üzerine yük olabilir”. Bu cümle hayatımın en acıtan durumunu ne güzel özetliyordu. Cümledeki gerçekliği kafama dank ettirende kendi ilişkilerimdeki tecrübeler değildi.

Bir replik, bir anı; oğlum üç- dört yaşlarında hayvanlar âlemini çok seviyordu. Çocuk kitaplarındaki horoz ve tavukları atlayıp hayvan ansiklopedilerine geçmiş, ayrıntılara girmiştik. Oturduğumuz sitede o zamanlar kurbağalar, kirpiler, kaplumbağalar kolay rastlanan canlılardı. Bir gün oğlum yanıma ağlayarak geldi. Arkadaşları ile oynarken kurbağa görmüşler ve oğlum kırmızı, sarı farklı renkli kurbağalarda olduğunu söylemiş onlarda dalga geçmişler. “Hadi oradan yeşilden başka renk kurbağa olmaz” demişler. Kendisine inanılmadığı için kızgındı. “Kitaptaki değişik kurbağaları görmemişlerdir, hadi arkadaşlarına gösterelim onlarda öğrensinler” dedim. Kitabı üç dört kişilik, yaşları oğlumdan biraz daha büyük çocuk grubuna götürdüm. Önce bakmak bile istemediler. Ben her türlü sevimliliğimi takınarak, ansiklopedideki değişik renk kurbağaları sayfa sayfa onlara gösterip anlatım. Ve sonuç; önce dinlediler, sonra alaycı ifadelerle yüzüme bakıp, daha önceden anlaşmış gibi “yalan bunlar, kurbağalar yeşildir” diye bağırıp kaçıştılar. Bende oğlumda orada öylece kalakaldık. Bilgi nasıl bir tesellisiz, açıklanamaz ve en kötüsü yüreğimizde koca bir yükle bırakmıştı bizi.

Zaman geçti bu duygu hiç değişti mi? Hayır. Şöyle bir etrafınıza bakın yıllar önceki bu çocuklarının değişik versiyonları her yerdeler. Üstelik internet ve sosyal medya ile daha da kötüleştiler. Sadece kendi doğru bildiklerini, ulaştıkları yüzeysel bilgileri paylaşıp, çoğaltıyorlar. En sevimli, kibar, saygılı halinizle bile araya girseniz ”kurbağalar hep yeşil” oluyor. Farklı bilgi karşısında ya küfretmiş kadar oluyorlar ya da susuyorlar, görmezden geliyorlar. Kendi bildiklerini yeniden yeniden dokuyorlar. Çevre günü dolayısıyla bir grupta paylaştığım yazımı iyi bir örnek olduğundan burada değiştirmeden paylaşıyorum.

“Yazıp yazmama konusunda kararsızdım ancak …… yerden gelen bir metin üzerine yazmaya karar verdim. Karadeniz’deki HES mücadelesinde köylülerin kadın erkek coplandığı olayları kınamak için onlarca haberi paylaşanlar, bu HES’leri yapan TEMA Yönetim kurulu üyelerini görmezden gelip, nasıl oluyor da aynı zamanda TEMA’ya övgüler düzüp, onun eylemlerinin yanında yer alıyorlar? Bir bilen varsa bana söylesin.

Bodrum’da RES’lere karşı durup İzmir Karaburun’da RES’lere karşı oldukları için lav edilen tüm İzmir TEMA gönüllülerinden bahsedilmiyor. Yetersizlermiş tümü. Neden? RES projesi TEMA yönetim kurulundan yer alan birinin.

Temel ekolojik değerler yerine sistemin göstermelik çevreciliğini savunmak daha kolay herhalde.

Dişlerimizi fırçalarken su kullanmamıza dikkat edelim, lambaları kapatalım, ağaç dikelim.

Kalan suları TEMA benzerleri bize satsın, enerjiyi gereksiz yatırımlarda kullansınlar. Ağaçlanan yerler ORMAN olmaz, bilmeyelim. Özellikle de çocukların beynini yıkasınlar. Ama dışarı çıkıyorlar, ama karşı bir şey söylüyorlar diyenler olabilir. KİMİN YANINDA DURUYORSUNUZ, KİME DESTEK OLUYORSUNUZ bunu bilmeden yapılanlar kimin hanesine yazılıyor sizce. Bana göre DOĞA eksilerde :((((((

Halayık si…………ten sonra kapıyı kilitlermiş (Kadın Argosu Sözlülüğü Filiz Bingölçe) Çevre Günüymüş!!!!!!!!”

Bu yazdıklarım çok araştırmaya bile gerek olmayan ama çevre konularına ilgiliyseniz -işte ilgi tanımı burada devreye giriyor- atlamanız mümkün olmayan bir konu. Bu yazışmada bir ses çıktı mı? Şimdi bakıyorum da kurbağalar hala hep yeşil ve dahi utanmadan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nde bizlere ahkam kesebilirler. Ben demiştim havasında inanın değilim ama birde bunu yazmıştım;

“Ne yazık ki Bodrumlu çevrecilerin yanında durmaları gereken yer, kıyısal alanı oluşturan ekosistemler olacakken, yetiştiricilere karşı turizmcilerden yana, turizmciler içinde teknecilerden yana, neye dayandığı zaman zaman anlaşılamayan, duygusal bir sektör çevreciliği yapmışlardır.”

Yorum bile yapmayacağım alın size iki link:

http://www.bodrumhaber.com/cennet-koylari-3-gunde-cehenneme-cevirdiler.html

http://www.dha.com.tr/guney-ege-koylari-yatlarla-doldu_981510.html

Emin olun bugün Kisse Bükü’ne bir yürüyüş yapılsa ”Yaşasın Mavi Yol“ diye az buz insan çıkmaz yola.

Kurbağa burada doğal turizmin –nasıl bir şeyse artık- arkasına saklanarak kopkoyu yeşil. Bodrum çevreciliği deniz dibinden çöp toplayıp, boy boy fotoğraf çektirip “AB, Bodrum’un çöpü için verdiği 30 milyon Euro hibeyi geri aldı” haberi karşısında gık çıkarmamak, yukarıdaki haberleri es geçmek, Belediye ile aman sorun çıkmasın ilişkisi yürütmekte. Ancak Ankara ve Amerika’ya bağırırlar nasıl olsa direk zarar yok, artıları çok. Entelektüel, solcu, demokrat, ilerici yaz yaz bitmez olurlar. Birde beğenmezler, ülke de aynı tarz yönetilmekte değil mi? En doğalından para ve ego hırsı. Suzan Sontag “Gerçek devrim, duygu ve görme şekillerinin değişmesidir ” der. Yeşil kurbağaların omuz omuza yüksek sesle vıraklamaları arasında bu mücadele bayağı zor. Eh zamana güveniyor bekliyorum. Belki ölmeden önce ufacık bir değişim görebilirim.

Dinleyin iyi geliyor

Gülcihan EROL

 

 

 

 

 

 

Hakkında Gülcihan EROL

Yazarımız Gülcihan Erol ile gulcihanerol@hotmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz.

Bir yorum

  1. Keşke bıraksalar da su yolunu bulsa. Fakat kapitalizmin yeşil kurbağaları Lidyalılardan, belki daha öncesinden beri suyun yolunu epeyce değiştirmiş ve değiştirmeye devam ediyor. Bir taraftan doğru yolu kapatmaya çalışırken, diğer taraftan sayısız sahte ve yanlışa götüren yollar açıyor suyun önüne. Umarım su yolunu tamamen kaybetmemiştir ve GülciHanım zamana güvenmekte haklı çıkar; ömrü boyunca beklediği değişimleri, “dünya gözüyle” görebilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*