Anasayfa » Ayhan KARAHAN » Ayhan Karahan Geri Döndü…GİTMEK LAZIM
ayhan-karahan-1[1]

Ayhan Karahan Geri Döndü…GİTMEK LAZIM

GİTMEK LAZIM…
Hani ayrılık girmişti ya araya. Olabilir. Hayatta bunları öğrenmem için, mapusluk düşmüştü yani ya hayatımın kısa tarafına. Hani “Mevlam ayrılık vermesin vermesin gökte uçan kuşa” hallerinin mahpus duvarına çarptığı durumu bilerek isteyerek ben de seçmedim. Karar verilmiş, infazı çekmekte gerekliymiş. Asıl infazın “Karıncanın su içtiği yerde” olduğunu bildiğin halde çok söze hacet yok. Kimi yaralar ilaçla iyileşir elbet. Uçuruma yuvarlandığındaki yaraları yalamak kurtlara düşebiliyor. Ama yarem, yarim hep sendin. Sen kurda-kuşa izin vermedin. Yürek yarem bu nedenle soğuk kalmadı, iyileşti. Tamam bende biliyordum, göz bebeklerini öpme olasılığımdan vazgeçmeyeceğimi. Ama ya sen; “Kırmızı gül demet demet, sevda değil bir alamet” türküsünü dinlersen ne yaparım? Özellikle “Balam kaldı” kısmında, taş duvar kırıldı yar.
Senin bunu anladığını düşünüyorum. Boşuna bir ayrılık değildi ki; her karanlığın aydınlığa çıkmadığı gibi girişim ve gidişim mapusa. Yoksa ben istemezmiydim? Aynı yamurda ıslanmaya devamı, martı sesini sabaha gün düşerken beraber dinlemeyi, gece yarısı düşlerine gel demeyi… Ama gurbet düştü, resmi adaletten şansımıza. Bu sebeple kırıldın, içinde belki de; suçladın beni. Hani benzersiz kırlmalar vardır. Belki de; öyle bir anda bir telefon sesleşemizle ayrıldık. Sevgilin ilk kez mapusa girerek ayrılıyordu senden. Fiziksel ayrılığın arasına artık taş duvar, demir kapı ardını girmişti. Sığınıklarımız tarumar edilmişti yani sevgili. Aramızda adalet duvarı anlayacağın. Ben içeride, sen dışarıda çaresiz. En çokta bu çaresizliğin dokundu inan.
Ama düşününce geçmiyor özlem. Büyüyor. Düşündüm büyüttüm ben de. Saldırganlığın tuttuğu duvarlar içersindeki unutmamazlığını her cuma günü özledim mesela. Hani görüş günümüzde sen 159 kilometre mesafe kat eder, aynı mesafeyi geri dönerdin ya. İçime otururdu, ayrı bir mahsunluk çökerdi üzerime. Gelmen taş duvarımı yeşillendirirdi. Dayanılmaz acıyla baş etmek, taşlanmamış yüreklere mahsustur. Bir zaman taşlanmıştı göğsüm. Dayandım. Acım martı kanadına kondu. Dünya pır pır pırıl oldu. Hani görüş günlerinde sıkı aramayla gelirdirdin ya; yürek yarem. Gönlünü arayamıyorlardı, parayla olmuyordu bu işler, oradakiler de maaşlı sürgündü. Görev için, para için mecburiyet halindeydiler. Bu insanlarda, dışarıya sağır bir hayatı yaşıyorlardı. Yazık bir hayat biçilmişti onlara da.
Boşluk duymak ve savrulmak. Boşluk savrulmana izin verir. Mesela köyde bir çocuğun yalnızlığı. Ya da gökte ki; dolunaya  bakamazsızlık. Yani gecenin umursamazlığı, adaletsizliğin önünde el bağlamadı. Yürek her cuma görüşünde gene daha fazla atarak buluştu. Voltanın bir kimliği var inan. Mahpus orada düş kurar. Hareket yeteneğini kaybetmeme maksadı taşır. Bundan mütevellit atılan adım mühimdir. Volta atanın önüne geçmek, düşü kesmek raconu bozar. Mahpus hayatının sözsüz kanunudur voltaya saygı. Voltalarıın ucu bucağı, düşü, gidiş gelişler, adımlar; ama hayat dışarıda. Yeşil bir renk yok ki; içeride. O yüzden hayatın rengini anlaşılmaz olsa da içerinde büyüteceksin. Cuma görüşlerinde yürek büyüyordu. Yatarım diyordu beden.
Hani aşk gelmiş ya! Bunu da artı haneme yazayım dışı durum taş duvarın içi. Çoğalayım derken ki; teklik üzerinde yaşadığın toprağın bereketsizliğini izahlandırır gibi. Can atıyor, vicdan süzüyor, akıl soruyor. Ovalar sessizliğime düzlük olmaz. Aşk geldiyse, “Hoş gelmiş safalar getirmiş” demiyeceğime göre. Barış’ım gelmiş. Mütemaddiyyen yürek içeride atar. Dışarısı özgürlük ile tariflense de, açık hava mapusanesine dönüşmüş olabilir. Kavuşmama, sarılmama engel şeyler bunlar. Unutma, unutursanda anımsa. Kendimle barışıklığım ol demem küstahlık olur. Ve hayatın, salıncaktaki çocuk mutluluğuyla yaşanması gerektiğine inanç büyür.
Uzak durmak gerekebilir uçkun belalarımdan. Ama bela akılda, fikirde, hayata içkin fiilde. Barış’ılmaz ki; barış için köprüler kuracağım dediğin zamanda iki yüzlülükle. Latinlerin dilinde poli çok, tika ise yüz demekmiş. Politika da buradan gelirmiş. Çokluk mu, yüz mü? Hangi yüzle peki? Hayat çok yüzlülüğü dışlar. Kendine ait değildir, Uyandırılmak için en azından göle atılan taştır hayat. Dalga boyları içine çeker insanı. Tekrar dışarı çıkmak, denizle buluşmak istediğin zaman başlar sorun. Göl ile deniz buluşmaz esasen. Ama buluşuldu ve “Kim deniz, hangisi göl?”. Gel de böl! Bölücü bir aşk bu demem sakıncasız bir duruma işaret değil. Gitmek lazım… Gitmeyen kalır.

Hakkında Ayhan KARAHAN

Yazarımız Ayhan Karahan ile ayhankarahan@gmail.com adresinden iletişim kurabilirsiniz.

9 yorum

  1. İyi ki dönmüş. Kendisini henüz görme şerefine nail olamadık ama gözümüz gönlümüz açıldı.

  2. Gitmek lazım sayın yazar.Ama döndüğün yere değil.Bizleride düşün dersem bencillik algılama.Paşamın sadece kendisini değil,yazılarını da özlemişiz.Oh be.Bu yazıyı şimdi bir bira açıp bir daha okuyacağım.Şerefineeeee Ayhan Karahan.

  3. NERMİN SAYDAM

    Güzel kalem. Yürek göğüsten firari olunca yazısını okumuştum. Çok içten yazmış. Çok içten yazıyor. Şikayetim var. Beni ağlatıyor. “Gitmek lazım” ama nereye? Yüreğimizin git dediği yere belki de. Ama gidemiyoruz. Bu arada kendilerine büyük büyüüükkk geçmiş olsunlar efendim. Daha dikkatli olsunlar. Bize dışarıda lazımlar.

  4. Sedanur Kılınç

    Güzel bir dönüş yapmış yürekli ve sevgili yazarımız. Çok etkili bir yazı ile de bize merhaba demiş. En azından beni oldukça etkiledi. Öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim. Hani çok yaygın bir sözdür. SEN YOKSAN BİR EKSİĞİZ derler. Ben bu sözü Ayhan Karahan’a uyarlarken gerçekten çok eksik buluyorum. Çünkü O YOKKEN BİR DEĞİL, ÇOOOOKKK EKSİKMİŞİZ. Bu nedenle sadece okurlarının değil, aynı zamanda Bodrum’un gözü aydın. Hoş geldin sayın Karahan, iyi ki; geldin:)))))))))))))))))))…

  5. Baki Erdoğan

    Öncelikle Ayhan abi geçmiş olsun.Görüşemedik ama iyi olduğun haberlerini aldım.Hatta o kadar iyiymişinki abi:Senin haksız yere atılmana üzülenleride teskin ediyormuşsun.Abimede bu yakışırdı.Abi çok güzel duygularını muhafaza etmişsin.İleri gidip bu duygularını büyütmüşsün dahi.Güzel bir yazıyla Bodruma merhaba demişsin.Şimdi abi laf aramızda bana da sorarsan girmek lazım.Haa giden mi suçludur,yoksa kalanmı derlerse.Kalmasın oda gelsin değilmi abi.Abi çok özledim gerçekten görüşmek isterim.Kendine aynı zamanda hepimiz içinde iyi bak,yüreğin gibi güzel bak.

  6. El Kızı Begüm

    Yupppiii efsane geri dönmüş. Ben onunla internet ortamındaki bundan 10 yıl önceki kavgalarımızı özlemişim. Özellikle bam teline basardım. Ama gizli gizli de hayranlıkla yazılarını okumaktan vazgeçemezdim. Ne yapalım kendi güzel, içi güzel, dışı güzel. İçi, dışı da bir ayrıcanam. Bu yazısını da 10 yıl önceki duygu ve heyecanımla okudum. Onun en büyük suçu bizi sokakta ve kitapta heyecandırması, umutlandırmasıydı. Bu yüzden mapusa koydular. Onlar bizi bunu anlamayacak kadar salak mı sanıyorlar. Ne oldu? Sustu mu? Aslanlar gibi yüreğiyle, kalemiyle içimizde. Selam olsun efsaneye. Tek uyarım geçmişteki gibi uzun aralıklarla yazmaması. Sona demedi demesin:)))) HOŞGELMİŞ.

  7. Cemil Sözeri

    Yazarımıza benden kaynaklanmayan sebeplerle geçte olsa geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bildiğimiz yani bizim olan Ayhan Karahan ile yeniden buluşmak güzel. Dilerim bir daha araya ayrılık girmez. Bu konuda sayın Karahan’ın da bencil hareket etmeyeceğini düşünüyorum. Yazıya gelince. Değişen bir şey yok. Yazarımızın klasiği. Gene kalemden değil, yürekten dökülmüş sözcükler. Kendisini içtenlikle tebrik ediyorum. Okur olarak bu güzel duyguların çiçeklendiği yazılarının devamını bekliyoruz.

  8. Serdar Külcü

    Şimdi burada yapılan yorumlardan şöyle bir anlamda çıkabilir bana göre. İyiki dışarı çıktında Ayhan Karahan yazılarını okuyabiliyoruz gibi. oysa yazılarından daha önemlisi özgürlüğüdür insanın. Zaten dışarıda olmazsa yazamaz ki insan. Tamam içeride de yazabilir. Ama bildiğim ve duyduğum kadarı ile Ayhan abiye yazma yasağı öyle yada böyle konmuştu. Bunuda en iyi avukatları biliyor.

  9. Geçmiş olsun sayın Karahan. Tamda beni yazmışsın sayın yazar. Hep gitmek istedim ama gidemedim. İstemekte güzel değil mi?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*